Tarihçe

     Kökleri Orta Asya’ya kadar uzanan ve Anadolu’da şekillenmiş olan “Yaran Meclisleri”, “Ahilik Teşkilatı” içerisinde yaşam alanı bularak, bu teşkilatın devamı niteliğinde işlevlik kazanmış, günümüze kadar yaşamış ve Anadolu’da bugünkü “Yaran Meclisleri”  veya "Sohbet Meclisleri" vb. isimler altında hayat bulmuştur.

  Asırlardır bu topraklarda yaşayan Türkler, köklerinin geldiği ve anayurtları olan, Orta Asya’ya uzanan bir takım âdet ve ananelerini yaşatmayı ve kuşaktan kuşağa aktarabilmeyi başarmışlardır. Anadolu’da farklı isimler ve benzer içeriklerle süre gelmiş, yiğitlik, konukseverlik, cömertlik, çalışkanlık, misafirperverlik, dürüstlük temelinde şekillenmiş bu çok yönlü eğitim ve kültür kurumları, insanı yetiştirip hayata hazırlama, sosyal ve ekonomik düzeni ve güvenliği sağlama, halkın müziğini, tiyatrosunu, edebiyatı, mutfağı gibi ulusal kültür değerlerini yaşatma ve yeni kuşaklara aktarma görevlerini yerine getirmiş, öğreti ocağı ve önemli bir kurum olmuştur. Bilindiği üzere Türkler, yaşamlarının en önemli kaynağı olan toprak vetarımı, kültürün şekillenmesinde en önemli etkenlerden birisi olarak görmüş ve geçimlerini sağlamakla birlikte örf, âdet, gelenek ve yaşamlarını tarımsal faaliyetlere göre yönlendirmişlerdir. Tarımsal faaliyetlerin azaldığı dönemde ve halkın kış mevsiminde yapmış olduğu bu sohbetler, “Yaran Odaları”, “Yaran Evleri” ve “Sıra Evleri” denilen evlerde yapılmış ve bugünde bu isimdeki mekânlarda yapılmaktadır. Sohbetlerde halk oyunları, halk türküleri, orta oyunları, eğlenceler, yemek yeme, gençleri eğitme gibi etkinlikler yer almaktadır.

 Türklere mahsus, Türklere ait maddi-manevi değerlerin ahenkli bir bütünü olan, zengin ve köklü Türk kültürünün özü ve sonucudur.

 Temelini İslam ahlakından alan Yaran kurumunun ortak ve en önemli özelliği “açık ve kapalı” olarak bilinen, yaşam alanında temel kabul edilen bazı düsturlarıdır.

  Bu düsturları;

  “Alın, Kalp, Kapı açıklığı; 

El, Bel ve Dil kapalılığı” olarak bilinmektedir.

  Bölgelere göre değişik isimler aldığı görülmektedir. Kimi yerde “Yaran”, kimi yerde “Barana”, kimi yerde “Sıra” ve “Gezek” olarak karşımıza çıkmaktadır. Burada asıl olan bu sohbet meclislerinin, korunmaya ve geleneksel ölçüler bağlamında doğru aktarılmaya ihtiyaç duyduğu, küçük bölgesel farklılıkları ile yaşatılmakta olan, işlevi ve içeriği aynı, toplumu bir arada tutan ve muhafaza eden kurumlar olduğu unutulmamalıdır.